Oldukça keyifli bir çocukluğum vardı. Kim bilir ömrümün belki de en sağlıklı dönemiydi. Korkmamayı o vakitler öğrenmiştim. Babam hiçbir şeyden korkmazdı çünkü. Sevinmenin ne demek olduğunu o vakitler anlamıştım. Annemle doğum günü pastamı yaparken… Mutfakta sadece benim için saatlerce ayakta kalıp bir elinde hamur bir elinde krema en özel pastayı yapmaya çabalardı. Read the rest of this entry »
Faşizmlerini entelektüalize edip, sözleriyle gerçeğin başını döndüren, birbirleriyle kalem yarışına giren bazı aydınlar, anal-sadistik dönemde takılıp kalmış olmalarının bedelini kendi halkına da ödetmekle kalmıyor, akademisyen kavgaları, köşeden köşeye atışmalar ve unvan yarışlarıyla, evrim geçirme umudumuzu, köreltiyorlar. İlkçağda taş ve sopayla benini var etmeye çalışan mağara adamından tek farkları, sopa yerine kalem, taş yerine mürekkep kullanmaları. Read the rest of this entry »
Kimi zaman beceremiyorum demenin bir başka ifadesidir bahane. Canımız bir şey yapmak istemediğinde mantıklı mantıksız sıralar dururuz. Daha çok da başarısız olduğumuzda yada başarısız olacağımız anlaşıldığında başlarız bahane uydurmaya. “Öğretmenin ödevimi yapacaktım ama akşam elektrikler kesildi” ilköğretimde uydurulan en baba bahanedir. Ha! bir de “ödevimi yapacaktım ama akşam misafir geldi” diye de uydurulan versiyonu vardır. Lise de ise “annem hastaydı dün o nedenle gelemedim hocam” olur. Yazılıdan istenen notu alamayınca; “hoca zor sordu”, “anlatmadığı yerden soru geldi” diye sıralanır sonra. Öss de ise en baba bahane “hocam optik formda kaydırmışım” yada “zamanım yetmedi hocam” şeklindedir. Bahane, yaş ilerledikçe “başım ağrıyor bu gün akşam misafir kabul edemeyeceğim” şeklini alır. Telefona cevap verilmek istenmediğinde ise “şarjım bitti” en çok tutandır. Karşıdaki, aslında olayı anlamıştır ama çoğu zaman olumsuz tepki vermez. Read the rest of this entry »
İyi ki uzaklardasın Güldünya! Umarım Aşkın ve tanrının varlığına inanmanın daha mümkün olduğu çiçekli yollar kesiyordur ömrünü…
Read the rest of this entry »
Şiddetin aile içi yansımaları özellikle feodal toplumların en derin yarası iken, en az değinilen ve medyada da ajitasyon unsuru olarak kullanılmasının dışında yer verilmeyen mesele çocuk istismarıdır.
Bu mevzunun derinliği birkaç yazının devamıyla ancak kavranabilir sanırım. Bu metinde daha çok fiziksel şiddet boyutundan söz edeceğim.
Yurtiçi ve yurt dışı istatistiklere göre şiddet uygulayan kişi ile eğitimi arasında doğrudan bir bağlantı mevcut değil. Olayın matematiği, şematiği, akademiği vs vs vs… yıllardır yazılıp çizilmektedir. Biz burada tekrar lama sıkıcılığına düşmeyelim.
Read the rest of this entry »
İnsan kavramı nedir?ne iş yapar dünyada sadece yemek içmek midir?işi insan sınırları belirsiz bir umman.doğup büyüyüp,ölürken zaman kavramı ile sınırlımıdır?bence değil bana göre insan bütün zaman ve bilgiye hükmetmesini akıl anahtarıyla çözmüş bir varlık.Dünden bugüne,bugünden yarına ulaşan bir derya.
Read the rest of this entry »