Oca
16
Kategori(Ana Baba Okulu) Ekleyen gunay on 16-01-2008


“Eve varınca önce mutfaÄŸa girsem, yemekleri ocaÄŸa koysam… Acaba bakıcı ben bunları yapana kadar bekler mi? EÄŸer hemen giderse Mert’i devralmam gerekecek. O da benimle oyun oynamak ister. Beni odasına götürürse yemeÄŸi hiç hazırlayamayacağım. Orhan gelince belki Mert’le o oynayabilir ve ben de yemeÄŸi hazırlayabilirim. Ya bugün onun iÅŸi uzarsa…”
Nilgün Hanım, kafasında bu düşüncelerle, servisle evine dönüyordu. OÄŸlunu bütün gün görmediÄŸi için özlemiÅŸti. Yorucu bir iÅŸ gününün ardından kendisini bitkin hissediyordu; evde yoluna koyması gereken bir sürü iÅŸ de onu beklemekteydi. Kendi kendine iyi bir organizasyonla her ÅŸeyin üstesinden gelebileceÄŸini düşündü. OÄŸluyla birlikte olmak istiyordu; ama aynı zamanda onun taleplerini karşılayamayacak kadar da yorgundu. Sonunda eve geldi, anahtarıyla kapıyı açarken oÄŸlunun sevinç içinde “Annem geldi, annem geldi” diye bağırdığını duydu. O anda kendisini çok mutlu hissetti. OÄŸluyla kucaklaÅŸtılar, birbirlerini öptüler. Nilgün Hanım, çantasını bırakırken, oÄŸlu gün boyu neler yaptığını anlatmaya baÅŸladı. Anaokulundaki bir arkadaşı ona vurmuÅŸtu, o da arkadaşına bir tekme atmak zorunda kalmıştı. Öğretmeni, bu nedenle onu düşünme köşesine yollamıştı. Hatta bir daha böyle bir ÅŸey olursa, annesini çağıracağını da söylemiÅŸti. Mert bunları anlatırken, bakıcı hanım hazırlanmış, ertesi gün görüşmek üzere vedalaşıp gitmiÅŸti. Nilgün Hanım, odasına gidip üzerini deÄŸiÅŸtirmek istedi. Mert de peÅŸinden… Nilgün Hanım, tuvalete gitmesi gerektiÄŸini söyleyerek, kapıyı kapattı. Mert tuvalet kapısında aÄŸlamaya baÅŸladı. Nilgün Hanım, kendini giderek daha kötü hissetmeye baÅŸladı; suçluluk duygusu içini iyice kemiriyordu. İyi bir anne olamadığı açıktı: OÄŸlu okulda sorunlu bir çocuk olmaya adaydı, kapıdan girdikten kısa bir süre sonra oÄŸlunu aÄŸlatmayı baÅŸarmıştı ve birazdan oÄŸlunun karnı acıktığında ona yedirebileceÄŸi bir ÅŸey de hazırlayamamıştı. Kendisini toparlayıp banyodan çıktı, oÄŸlunu kucakladı ve onu çok sevdiÄŸini söyledi…

ÇoÄŸu çalışan annenin kendisinden bir ÅŸeyler bulabileceÄŸi bir durum…

Gerçekten, çalışan anne olmak yetersiz bir anne olmak anlamına geliyor mu? Bu sorunun yanıtı: Hayır! Çalışan anne olmanın farklı bir annelik kavramı olduÄŸunu kabul ederek yola çıkmakla baÅŸlıyor her ÅŸey. “Anne” olmayı çok klasik kalıplar içinde tanımlayıp o kalıpları ölçü almak, çalışan kadınların vazgeçmeleri gereken yanlış inanışların başında geliyor. İkinci yanlış inanış ise her ÅŸeyin çok mükemmel olması gerektiÄŸi. Hem bütün gün bir iÅŸ yerinde olmak, hem çocukla ilgilenmek ve bütün ihtiyaçlarını gidermek, hem ev iÅŸlerinin altından kalkmak, tek kiÅŸinin baÅŸarabileceÄŸi bir ÅŸey deÄŸil; bir kiÅŸinin bu kadar çok rol üstlenmesi de saÄŸlıklı deÄŸil. Bu iÅŸlerin her zaman aynı standartta olması gerekmiyor. Evin çok temiz olması, çocuÄŸa ayrılacak zamanın daha az olması demek. AkÅŸam yemeklerinin çok düzenli ve çeÅŸitli olması da aynı anlama geliyor.

Sonuç olarak ortaya çıkan durum, zamana karşı bir yarış ve işlerin belli bir öncelik sırası içinde belli zaman dilimleri içine sığdırılarak organize edilmesini gerektiriyor. Hangi işe öncelik vermeli? Çocuğun, muhakkak ki annesiyle birlikte olmaya çok ihtiyacı var. Aynı şekilde, annenin de çocuğuyla birlikte olmaya ihtiyacı var; ama annenin aynı zamanda biraz kendisine zaman ayırmaya da ihtiyacı var. Bu noktada, üzerinde durulması gereken çok önemli bir konu, çocukların kendilerine gösterilecek ilgiyi parça parça ve dağınık olarak almaktan hoşlanmamaları.

Annesi eve girdikten sonra çocuk, ihtiyacı olan ilgiyi alabilmek için sürekli anneyi kovalamak ve çeşitli yöntemlerle ilgisini çekmek zorunda kalıyorsa, bu çocukla annesinin ilişkisi çok kısa bir zaman sonra bozulacaktır. Çocuk tam bir şey anlatmaya başlamışken annenin başka bir işle meşgul olması, cevap vermemesi, çocuğun öfkesini artıracaktır. Sonunda çocuk, yemekte sorun çıkarmak, kendisinden istenilen şeyleri yapmamak gibi ilgi çekmeye yönelik davranışlar içine girecektir. Bu da annenin daha çok üzülmesine ve kendini suçlamasına neden olacaktır. Bu kısırdöngünün oluşması yerine, anne ile çocuk arasında birlikte olunan saatlerin nasıl geçirileceğine dair bir anlaşmaya varılması, en uygun yoldur. Bu amaçla, çocuk ve annesi birlikte oturup bir program yaparlar ve iki taraf da bu programa elinden geldiği kadar sadık kalmaya çalışır.

Bu programın içinde, çocukla geçirilecek yaklaşık 30 dakikalık bir “özel oyun zamanı” olmalıdır. Bunun program akışı içinde hangi noktada yer alacağına da anne-çocuk birlikte karar verirler; örneÄŸin çizgi filmden sonra, yemekten sonra gibi. Bu zamanın hiç bölünmemesi ve tamamen çocuk tarafından ÅŸekillendirilmesi önemlidir. Ayrıca bu zaman, bir ödül de deÄŸildir. Anne ile çocuk arasında yapılacak program, çocuÄŸa ÅŸu ÅŸekilde anlatılabilir:

“Benim eve geldikten sonra üstümü deÄŸiÅŸtirmem gerekiyor. Sen o sırada bir resim yapmaya baÅŸlayabilirsin. Ben giyinince senin yanına geleceÄŸim ve ondan sonra saatteki büyük kol ÅŸuradan ÅŸuraya gelene kadar seninle oynayacağım. Oyun zamanı bitince ben mutfaÄŸa gideceÄŸim/salonda gazete okuyacağım. Sen istersen benim yanımda olabilirsin, seninle sohbet edebilirim ama yemeÄŸi de hazırlamam lazım. Baban gelince de yemek yiyeceÄŸiz. Yemekten sonra da babanla oynayabilirsin. Sonra diÅŸlerini fırçalayacaksın, pijamanı giyeceksin. Yatmadan önce ben de sana bir masal okuyacağım.”

Bu program, çeÅŸitli resim kartlarıyla çocuÄŸun odasına da asılabilir. Bundan sonra, annenin bu programa sadık kalması ve çocuÄŸun programa uymaması halinde yapılan anlaÅŸmayı anımsatması gerekir. Çocuk programı çok aksatırsa program uygulanamayacağı için belli ÅŸeylerden de mahrum kalması söz konusu olacaktır; bu bir ceza deÄŸil bir ‘yaptığının sonucuna katlanma’ durumudur. ÖrneÄŸin çocuk annenin üstünü deÄŸiÅŸtirmesine izin vermezse, oyun zamanı kısalacaktır gibi…

Çocukla bu ÅŸekilde oluÅŸturulmuÅŸ bir program çocuÄŸun hem birleÅŸme, hem ayrışma gereksinimlerine cevap verecek, annesiyle geçireceÄŸi zamanı onun açısından tahmin edilebilir kılacaktır. Belirgin hale getirilmiÅŸ durumlar, çocukları her zaman rahatlatır ve daha huzurlu yapar; çocuÄŸun içindeki “Annemin ilgisini acaba ne zaman ve nasıl çekeceÄŸim?” merakını da giderir. Böyle bir program, çalışan anne-çocuk iliÅŸkisinde yaÅŸanan diÄŸer uçtaki sorunları da önler ki, bunlar da annenin kapıdan içeri girdiÄŸi andan itibaren bütün zamanını çocuÄŸa ayırmasından kaynaklanır. Böyle bir durumda da çocuk, annenin tamamen kendisine ait olduÄŸunu zanneder ve her ihtiyacını anne üzerinden gidermeye çalışır. Anne ile arasında bir sınır hissedemediÄŸi için de bu sınırı tanımlayabilmek adına sürekli denemelerde bulunur ve annenin kendisini kötü hissetmesine neden olur. Böyle bir durumda da, programın anne ve çocuÄŸun ayrı alanları olduÄŸunu vurgulaması önem kazanır. Oyun sırasında anne ve çocuk yoÄŸun bir birliktelik yaÅŸar ama sonra ayrılırlar.

Çalışan bir annenin düşünmesi ve planlaması gereken konulardan birisi de yapılması gereken işleri ne ölçüde, kime paylaştırabileceğidir. Örneğin, evdeki bakıcı hanımdan ev işlerine biraz yardım etmesi, hatta zaman zaman yemek de pişirmesi istenebilir mi? Anneanne haftanın belli günlerinde destek sağlayabilir mi? Eşler arasında işler ne kadar paylaştırılabiliyor? Çünkü annenin salt kendisine de zaman ayırabilmesi çok önemlidir. Aksi halde bir tükenmişlik ve annelikten zevk alamama duygusu ağır basmaya başlayacaktır.

Çalışan anneye öneriler:

1. Hayatında öncelik vereceği alanları saptamak. (Çocuk, eş, iş, ev gibi).
2. Bu alanları bir öncelik sırasına koymak.
3. Anne olmanın, zamanın tümünü çocukla geçirmek olduğu yönündeki inanışından vazgeçmek.
4. Hayatındaki önemli alanların hepsinin mükemmel düzeylerde olması gerektiği inanışından vazgeçmek.
5. Çocuğuyla birlikte paylaştıkları zamana yönelik önceden bir program yapmak ve bir rutin saptamak.
6. Bu rutine sadık kalmak.
7. Kendisinin annelik konusunda iyi niyetli ve yeterli olduÄŸuna inanmak.
8. Ters giden bir günün sonunda kendisini suçlamayıp ertesi güne beyaz bir sayfayla başlamak.

Åženiz Pamuk
Kaynak:http://www.dbe.com.tr

Yorum Ekleyin
İsim:
Mail:
Website:
Yorum:
Untitled Document
Uye Girisi
Uye Olmak Isitiyorum