Bu yazıyı yazmaya durup dururken karar vermiş değilim. Bir çoğumuzun dayak konusunda mutlaka anısı vardır. Bunları hatırlarken bize bazen tatlı bir anı gibi gelebilir. Ancak açtığı yaraları düşünür ve incelersek işin aslı tatlı bir anı olmaktan çıkacaktır. Diğer taraftan bizde tatlı bir anı bırakan olgu birçoklarında öfke ve saldırganlık izini bırakmıştır. Belki biz yıllarca anımızı hatırlayarak acı çekmiyoruz fakat izini mutlaka taşıyoruz. Nasıl mı? Korkarak, hakkımızı arayamayarak, inisiyatif kullanamayarak, düşünce üretemeyerek vs. Bu konu derinleştirilebilecek bir konu , ancak okuyucuları sıkmamak amacıyla neden dayak ve hakaret yoluna gidilmemesi gerektiği hakkında, aşağıda maddeler halinde belirtmeye çalıştım; bir çok insanın dayağı savunduğunu gördüğümden bunun antitezini ortaya koymanın gerekliliğine daha çok inanıyorum.
Toplam: 83
Her anne ve baba çocuğunun ihtiyaçlarının en iyi ve güzel bir şekilde karşılanmasını ister. hatta anne ve babanın zamanında ellerine geçemeyen bazı fırsatları yetersizlik duygusu ile ellerindeki bütün imkanları bilinçsiz ve abartılı bir şekilde çocuklarının önlerine sererler.her çocuğun temel ihtiyaçlarının yanında anne ve babanın hoş görüp çocuklarına sundukları fırsatlar olması normaldir fakat bu imkan ve fırsatlar ile zamansız ve abartılı bir şekilde tanışan çocuklarda , doyumsuzluk ve sorumsuzluk duygusu ve yanında bazı davranış bozuklukları görülmektedir.
Toplam: 122
Her kurum ve organizasyonun kendine özgü bir disiplin anlayışı vardır. Bir kurumun disiplin anlayışı diğer bir kurumun disiplin anlayışı ile uyuşmaz. Genelde birçok kişi bu bakış açısında hem fikir olsalar dahi pratik hayatta kültürel yapımızı bahane ederek disiplin anlayışını tek bir çatı altında toplamaktadırlar. Elbette anlayışlar kültürel yapıdan etkilenecektir. Ama bu etkileşimin biçimi ve içeriği çok önemlidir.Uygulamada bu etkileşim kurumun özelliklerine hitap etmelidir.
Toplam: 486
Birçok öğretmenimiz, branşlarıyla ilgili tüm bilgi ve becerilerle donatıldıkları halde derse girdiklerinde sınıfta bulunan öğrencileri kontrol etmekte zorlanırlar. Buradan çıkartabileceğimiz en kestirme sonuç şudur; öğretmenlik yapabilmek için salt branş bilgisi yetmemektedir. İyi öğretmenlik yapabilmek için branş bilgisi yanında davranış yönetmeyi de bilmek gerekmektedir. Bu da eğitim fakültelerinde pedagojik formasyon dersleri adı altında verilebilmektedir. Ancak burada şunu da ifade etmekte yarar görmekteyim: üniversitelerimizde veriler pedagoji eğitimi teoriden ibaret kalmakta tam anlamıyla pratiğe dökülememektedir. Şüphesiz bunun bir çok nedeni vardır. Bu nedenleri burada tartışmak istemiyorum. Şimdi gelin davranış yönetmenin nasıl gerçekleşebileceği üzerinde duralım.
Read the rest of this entry »
Toplam: 289
Yine bir 24 Kasım yaklaşıyor. Bizler için bu gün oldukça büyük bir anlam ve önem taşımaktadır. 24 Kasım, Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği tarihin yıl dönümüdür. Atatürk’ün doğumunun 100. yılını kutladığımız 1981 yılından bu yana da 24 Kasım, “Öğretmenler Günü” olarak kabul edilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında öğretmenlere muallim denirmiş. Muallim yetiştiren okullara da muallim mektepleri.
Toplam: 23