Bundan 100 yıl öncesinde bir İngiliz kolonist Avustralya kıtasına gider ve aborjinlerin yaşam tarzını inceler. Bu esnada karşılarına, kucağında kesesi olan ve kesesinde yavrularını taşıyan bir hayvanla karşılaşır. What is this? (Bu nedir? ) diye sorar. Aborjin (yerli) “Kangroo” diye cevap verir. İngiliz ülkesine döner ve bu hayvanı tüm dünyaya kanguru olarak tanıtır. Ancak bir süre sonra bir dil bilimci bu kıtaya yerlilerin dilini araştırmaya gider. Yerlilerin kanguruya başka bir isim verdiklerini ve “KAGROO” kelimesinin yerlilerin dilinde “seni anlamıyorum” anlamına geldiğini öğrenir.
Çocuk doğduğu ilk günden itibaren hayatını sürdürebilmesi için ana-babasının desteğine muhtaçtır. Çocuğun kendi ayakları üzerinde durabilmesi, özgüvenin gelişmesi, kendisi ve çevresiyle barışık olabilmesi, sosyalleşmesi, kendisini düzgün ve doğru ifade edebilmesi ailenin vereceği eğitime ve iletişime bağlıdır. İletişim, birini dinleme ve karşılıklı konuşma sanatıdır. Çocuğun hayatında ilk iletişime girdiği kişilerde kendi ana-babasıdır.
Zaman zaman gerek iş ortamında olsun gerekse aile ortamında karşımızdaki kişilerle iletişim kurmakta zorlanırız. Nedense sözlerimiz kimi zaman adeta karşımızdakine batar. Ne olduğunu tam olarak anlayamasak da bir sorun olduğunu düşünürüz. Karşımızdaki kişinin bizi rahatsız eden davranışlarını ifade ettiğimizde onu bize karşı hırçınlaştıran ve savunma pozisyonuna geçiren acaba nedir? İsterseniz bu konuyu örneklerle açıklamaya çalışalım.